Articles by "Kısa Metinler"

Adam Yayınları Aforizma Ahmet Altan Ahmet Say Aklımda Kalanlar Alberto Giacometti Alejandro González Iñárritu Alıntı Alıntıladıklarım Alıştırmalar Altın Koza Film Festivali Anatole France Antoloji Aspendos Opera ve Bale Festivali Ataol Behramoğlu Ayfer Tunç Bilgi Yayınevi Birhan Keskin Boticelli Can Yayınları Candan Erçetin Cemal Süreya Çağan Irmak Değinmeler Deneme Dergi Diego Velázquez Dinlediklerim Düşbükeyler Edebiyat Edgar Degas Edward Munch Eleştiri Elias Canetti Enis Batur Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Erzurum Eylül'e Mektuplar F. Scott Fitzgerald Fazıl Hüsnü Dağlarca Felsefe Ferit Edgü Film Galeri Gece Gece Edebiyat Gezi Giorgione Goya Gustav Klimt Gülten Akın Gündemdekiler Günler Günlük Günlükler Günün Şarkısı Halikarnas Balıkçısı Hayat Notları Heykel Hilmi Yavuz İçebakan İdil Biret İstanbul Bienali İstanbul Modern İzlediklerim İzlek İzmir Sanat Jan van Eyck Jean Auguste Dominique Ingres Johannes Vermeer John William Waterhouse Karalama Defteri Kırıntılar Kısa Metinler Kitap Kitap Eleştirileri küçük İskender Kürşat Başar Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi Malraux Marc Chagall Marguerite Duras Matisse Mektup Memet Fuat Metis Yayınları Mırıldandıklarım Michelangelo Milan Kundera Murathan Mungan Mühür Dergisi Müzik Nâzım Hikmet Not Defteri Notos Nuri Bilge Ceylan Oğuz Atay Okuduklarım Okuma Defteri Okuma Günlüğü Okuma Şenliği Önerdiklerim Öneri Öykü Özlü Söz Paul Klee Penguen Kolu/Kanadı Picasso Plan Proje Refik Durbaş Rembrandt Resim Resim Defteri Roman Rota Sabancı Müzesi Salâh Birsel Sanat Sayıklamalar Seçtiklerim Sel Yayıncılık Selçuk Altun Seyir Defteri Sezen Aksu Sıla Sinema Söyleşi Sözcükler Sözünü Sakınmadan Stefan Zweig Şiir Şiir Düşü Şiirler Tiyatro Tomris Uyar Van Gogh Varlık Dergisi Venedik Film Festivali Venüs Veysel Çolak Videolar Viktor Hugo Yaşar Kemal Yazı Masası Yazılar YKY Yön Yayınları Zeki Demirkubuz
Kısa Metinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Kalbimin kıyamet emri verildi.

* * *

Bir anda zaman durmaya meyilli. Dünya yıkılma emrinin verilmesini bekler. Gökyüzü daha bir sessizleşir. Kalbimin güneşi söner ve mavi gözlü bir melek sûr’a üfler. Korkunç bir çığlık kalbimi paramparça eder: seninle bir daha konuşmayacağım!
Hayat anlamını yitirir.
Duygu yüklü bir kalbin, gözyaşlarının intiharına sebep olması aşkın dışavurumu olsa gerek.
Kelepçelenmiş dillerin sesini duyuramadığı boşlukta kelimeler kendiliğinden cümleleşir:
silmem gerekiyor kalbimin rengini
bir umudu umutsuzluğa çevirmeliyim
ağlamalıyım günlerce
hüznü boynuma geçirilmiş bir ip gibi görmeliyim
gecelerin yalnızlığını arkadaş edinmeliyim
bu duyguyu burda bitirmeliyim…
Birçok dejavusal kesitin şahlanışı, hiç yaşanmamış bir bütüne dönüşen parçaların anlamsız izleği şiirin ritmine eşlik edemese de kalbi parçalamak için bir cümle yetiyor: seninle bir daha konuşmayacağım!

Tuna Başar

/onüçşubatikibinyedi yirmiüçonyedi
Afyonkarahisar/


…havada aşk kokusu var…
Bahar geldi. Tabiat canlanmaya ve şenlenmeye başladı. İnsanlar doğanın uyanışına tanıklık ederek içlerindeki yaşam sevincini gün ışığına çıkarmaya başladı.
Her sabah masmavi gökyüzünde doğan neşeli güneşin ışıltıları arasında kuş sesleriyle uyanmak bütün çirkinlikleri unutturuyor. Daha bir dinamik, daha bir zinde oluyor insan…
Dünyanın herhangi bir yerinde, hala, yaşanacak güzel şeyler vardır. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde her zaman bahar yaşanmaktadır. Doğa her zaman canlıdır orda. Ve eros bu canlı doğaya aşk kokusunu yaymaktadır. Her bahar birileri bir yerde bu kokuyu içine çekerek aşkın tadına varırlar. Ve bütün doğa bu aşka şahit olur.
…havada aşk kokusu var…
Beni etkiliyor ve içimdeki karamsarlığı yok ediyor. Etrafımdaki bütün çirkinliklere rağmen hala güzel şeyler var.
Hala umut var…
Hala hayal dünyamın başkahramanını bulma şansım var.
Ve hala gelecek bana gülerek göz kırpıyor. Çünkü hücrelerime aşk kokusu doluyor…

Tuna BAŞAR

/ yirmiyedimartikibinaltı sıfırbiryirmidört
Afyonkarahisar /


…ellerim büyük bir istemsizlikle ceplerimi yokluyor. Bilincim vücudumun isyanını dindirecek bir çıkmaz arıyor. Ruhum bedenime boyun eğiyor.
Karşımda İzmir mavisi gözlerinin içine sonsuza kadar bakıp, hiç konuşmadan durabileceğim bir kız “Lütfen, sigara içme!” diyor. Ama kasım rüzgarlarının zihnimde bıraktığı duman görüntüsü yenilgiyi kabul etmeme sebep oluyor. Sigarayı yakıp, ilk dumanı içime çektiğim anda kendimden nefret ediyorum…

Tuna BAŞAR

/ onüçaralıkikibinaltı sıfırbirellibeş
Afyonkarahisar /

Tuna BAŞAR

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/-D5kOteDnoJw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABGE/655dNdgH4u8/s120-c/photo.jpg} 1985 yılında doğdum. İzmir Karşıyakalı'yım. 2004 yılının son çeyreğiyle birlikte başladığım yazı serüvenime Gece Edebiyat adlı blog sayfamda devam ediyorum. Yazılarım ve şiirlerim Ada (Samsun),Aykırı Sanat, Berfin Bahar, BH Sanat, Çalı, Genç Hayat, İzmir İzmir, Kaçak Yayın, Kar, Koridor, Kum, Kuşak, Kül Öykü, Lacivert Sanat, Mor Taka, Onaltıkırkbeş, Sunak, Taflan, Varlık, Virgül gibi dergilerde yayınlandı. {facebook#http://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#http://www.twitter.com/tunabasar35} {google#http://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#http://www.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#http://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#http://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.