Articles by "Gece"

Adam Yayınları Aforizma Ahmet Altan Ahmet Say Aklımda Kalanlar Alberto Giacometti Alejandro González Iñárritu Alıntı Alıntıladıklarım Alıştırmalar Altın Koza Film Festivali Anatole France Antoloji Aspendos Opera ve Bale Festivali Ataol Behramoğlu Ayfer Tunç Bilgi Yayınevi Birhan Keskin Boticelli Can Yayınları Candan Erçetin Cemal Süreya Çağan Irmak Değinmeler Deneme Dergi Diego Velázquez Dinlediklerim Düşbükeyler Edebiyat Edgar Degas Edward Munch Eleştiri Elias Canetti Enis Batur Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Erzurum Eylül'e Mektuplar F. Scott Fitzgerald Fazıl Hüsnü Dağlarca Felsefe Ferit Edgü Film Galeri Gece Gece Edebiyat Gezi Giorgione Goya Gustav Klimt Gülten Akın Gündemdekiler Günler Günlük Günlükler Günün Şarkısı Halikarnas Balıkçısı Hayat Notları Heykel Hilmi Yavuz İçebakan İdil Biret İstanbul Bienali İstanbul Modern İzlediklerim İzlek İzmir Sanat Jan van Eyck Jean Auguste Dominique Ingres Johannes Vermeer John William Waterhouse Karalama Defteri Kırıntılar Kısa Metinler Kitap Kitap Eleştirileri küçük İskender Kürşat Başar Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi Malraux Marc Chagall Marguerite Duras Matisse Mektup Memet Fuat Metis Yayınları Mırıldandıklarım Michelangelo Milan Kundera Murathan Mungan Mühür Dergisi Müzik Nâzım Hikmet Not Defteri Notos Nuri Bilge Ceylan Oğuz Atay Okuduklarım Okuma Defteri Okuma Günlüğü Okuma Şenliği Önerdiklerim Öneri Öykü Özlü Söz Paul Klee Penguen Kolu/Kanadı Picasso Plan Proje Refik Durbaş Rembrandt Resim Resim Defteri Roman Rota Sabancı Müzesi Salâh Birsel Sanat Sayıklamalar Seçtiklerim Sel Yayıncılık Selçuk Altun Seyir Defteri Sezen Aksu Sıla Sinema Söyleşi Sözcükler Sözünü Sakınmadan Stefan Zweig Şiir Şiir Düşü Şiirler Tiyatro Tomris Uyar Van Gogh Varlık Dergisi Venedik Film Festivali Venüs Veysel Çolak Videolar Viktor Hugo Yaşar Kemal Yazı Masası Yazılar YKY Yön Yayınları Zeki Demirkubuz
Gece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


9 AÄŸustos 2015
Pazar

Yazının ilk kullanılmaya başladığı günden bugüne kadar sayısız yazılı ürün verilmiştir. Tabletlerden papirüslere, kâğıdın icadından kitaplara, teknolojik gelişmeler ışığında elektronik yazılı ürünlere kadar sayısı hakkında bir fikir sahibi bile olamayacağımız kadar çok yazılı ürün ortaya çıkmıştır. Her geçen gün de bu yazılı ürünler artarak okurların önüne sürülmektedir. Fakat devam eden bu yazılı kültür neticesinde bazı ürünler defalarca okunup klasikleşirken, bazı ürünler okunduğu anda unutulmaya mahkûm oluyor. Yazılı ürün çöplüğüne dönüşen günümüz teknolojik çağında birçok ürün arşivlerdeki yerini alsa da dönüp dönüp okunanlar hep klasik metinler olarak karşımıza çıkıyor.
Bir zamanlar şöyle bir cümle kurduÄŸumu hatırlıyorum: “Her bulduÄŸunu okuyanlardan deÄŸilim ben. KlasikleÅŸmiÅŸ, önemli olduÄŸu birçok okur ve eleÅŸtirmen tarafından kabul edilmiÅŸ kitapları tekrar tekrar okumayı tercih ederim.” Son zamanlarda da bu düşünce ağır basıyor bende. Hiç tanımadığım yazarların kitaplarını okumaktansa bir Dostoyevski, bir OÄŸuz Atay, bir Márquez, bir YaÅŸar Kemal, bir Milan Kundera, bir Ayfer Tunç kitabını bir kere daha okumanın çok daha önemli olduÄŸunu düşünüyorum. Kısıtlı zamanımızı iyi olduÄŸundan emin olduÄŸumuz kitaplara ayırmak çok daha mantıklı geliyor bana.
Tabii ki yeni çıkan kitapları da takip etmeye çalışıyorum ama yeni bir yazarın kitabını okumam için ya değer verdiğim bir başka yazar veya eleştirmen o kitabı tavsiye etmiş olacak, ya da kitap önemsediğim bir yayınevi tarafında basılmış olacak. Bir de bazı ödüller ve soruşturmalar sonucunda da belli kitaplara yöneldiğim oluyor. Ama bu biraz daha seyrek olarak okuma rotamı değiştiriyor.

9aÄŸustos’15gecesi edirne


Tuna BAÅžAR


8 AÄŸustos 2015
Cumartesi

Bir süredir yazarların yazma biçimlerini merak edip duruyorum. En çok da bir çalışma disiplini içinde yazan, her gün çalışma masasına oturup günün büyük kısmını burada geçiren yazarlara imreniyorum. Ama ben, kendi adıma, bugüne kadar bu ÅŸekilde bir yazma disiplini oluÅŸturamadım ne yazık ki! Ben yazı masasına oturmadan ne yazması gerektiÄŸini planlayan, yazacağı ÅŸeyi kafasında ÅŸekillendiren ve artık bunu kâğıda geçirebilirim dediÄŸi zaman da yazı masasına oturan kiÅŸilerdenim. Tabii ki her zaman yazmayı planladığım yazıyı tamamen kafamda bitirip son halini veremiyorum. Yazıyı kâğıda geçirirken birçok deÄŸiÅŸiklik de yaparım. Kafamda kurduÄŸum cümleyle kâğıda aktardığım cümle çok farklı olabilir. Bazen aklımdan geçenleri kâğıda döktükten sonra kurguladıklarımla yazdıklarımın çeliÅŸtiÄŸini bile görürüm. Bazen de tek seferde yazmak istediklerimi yazmış olurum. Ama benim asıl istediÄŸim ÅŸey, üzerinde çok fazla zaman harcayarak yazmak. Saatlerce çalışma masasında vakit geçirdikten sonra yarım sayfa/bir sayfa kadar ama gerçekten kaliteli olduÄŸuna inandığım bir ürün ortaya koymak ve bu çıkan ürün karşısında tatmin olmak… Bu istediÄŸime ne zaman ulaÅŸabilirim veya ulaÅŸabilir miyim, bilmiyorum. YoÄŸun çalışma temposu içinde istediÄŸim bu yazma ritmine yakın zaman ulaÅŸamayacağım kesin.

8aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR


7 AÄŸustos 2015
Cuma

Eskiden her evde mutlaka birkaç cilt ansiklopedi olurdu. Hayatında hiç kitap okumamış insanların evlerinin en görünür yerinde ansiklopedi görmek mümkündü. Ansiklopedilerin çoğu gazeteler tarafından kuponla okurlarına dağıtılırdı. O zamanlar ortaokul ve liselerde ansiklopedilerden araştırma ödevleri verilirdi. Biraz da bu nedenle çocuklu ailelerde ansiklopedi ihtiyacı doğardı. Şimdi her şeye internet ortamında ulaşılıyor. Ödevler de merak edilen konular da internet sayesinde araştırılıyor. Aslında internet tam olarak o ansiklopedilerin görevini görmüyor bence. Çünkü internette o kadar çok gereksiz bilgi dolaşıyor ki birçok kişi aradığını bulamıyor. Daha doğru bir ifadeyle aranan bilgiye tam olarak ulaşmak her zaman mümkün olmuyor. Ansiklopediler her zaman bir yayın kurulu tarafından oluşturulurdu. Yer alan bilgiler kendi alanının önde gelen kişilerinin editörlüğünde yazılırdı. Hemen hemen her konuda olabildiğince iyi bir şekilde bilgi verecek düzeyde olurdu ansiklopediler. Bazıları görsel olarak da tatmin edici olurdu. Bazıları ise olabildiğince yazıyla dolu, renksiz ama yine de insanın eline alınca bambaşka düşüncelere dalıp gittiği çekici kitaplardı.
Benim de en sevdiÄŸim ÅŸeylerden biriydi ansiklopedi okumak. Elime alırdım, bir köşeye çekilirdim ve rastgele bir sayfa açıp okumaya baÅŸlardım. Özellikle ülkelerle ilgili bölümler çok ilgimi çekerdi. Bazen bir bilim adamı bazen de bir tıp bilgisi, bazen bir yazar bazen de bir element, bazen bir siyasetçi bazen de bir hayvan türü… Onlarca farklı konunun bir arada olduÄŸu bu kitapların, çocukluÄŸumdan beri, hayal gücüme büyük katkısı oldu. Åžimdi ansiklopedi bulmak gerçekten çok güçleÅŸti. Eski ansiklopedilerin de bazı maddeleri güncelliÄŸini yitirdiÄŸi için ilgi çekmiyor. Ama ÅŸimdi bir ekip kurulsa ve bir ansiklopedi oluÅŸtursalar herhalde en çok ben sevinirim.
En son Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi’ni edinirken bu sevinci yaÅŸamıştım. Bir de uzun zamandır aradığım ama henüz bulamadığım Ahmet Say’ın Müzik Ansiklopedisi’ne sahip olursam bu sevinci yaÅŸayacağımı düşünüyorum.

7aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:00:00 , ,

6 AÄŸustos 2015
PerÅŸembe

Şöyle geriye dönüp baktığımda 2004 yılından beri düzenli bir yazma serüveni içinde olduÄŸumu görüyorum. Yazdıklarım dergilerde, internet sitelerinde, kendime ait bloglarda ve sosyal paylaşım sitelerindeki gruplarda yayınlandı. Bugüne kadar yaklaşık 500 civarında yazı, ÅŸiir, günlük, kitap eleÅŸtiri yazısı ve deÄŸinme yayınlamışım. Åžimdi bu yazdıklarımı tekrar gözden geçirirken yazılarımda adı geçen yazarları, ÅŸairleri, ressamları, müzisyenleri, sanat eserlerini, önemli kiÅŸileri bir dizin halinde listelemenin kiÅŸisel okuma-yazma maceramda bana çok önemli bir yol gösterici olacağını fark ediyorum. Yazılarımda birçok sanatçı ve sanat eseri geçerken bunlardan hangileri daha fazla kendine yer bulmuÅŸ, kimler beni daha derinden etkilemiÅŸ ve ben kimleri daha ön planda tutmuÅŸum bunca yıl boyunca. Beni en çok etkileyen yazarların başında Enis Batur geliyor. Acaba gerçekten de yazılarımda en çok Enis Batur ismi ve onun eserleri mi geçiyor? Ya da hiç farkına varmadığım bir sanat adamı mı beni daha derinden etkiledi. Hayatımdaki en önemli yere sahip ÅŸehir İzmir’dir. Acaba yazılarımda da bu ÅŸehir mi daha fazla kendini göstermiÅŸtir. Ya da İstanbul, Edirne, Afyonkarahisar, Bitlis gibi hayatımda önemli yeri olan diÄŸer ÅŸehirlerden biri mi? En çok Kandinsky’nin resimleri karşısında heyecanlanırım. Elbette baÅŸka birçok ressamın resimleri de benim hayatımda önemli bir yere sahiptir ama bu resimler içinde en çok hangisi yazılarıma ilham vermiÅŸtir? Bunlar gibi onlarca soru zihnimi kurcalıyor yazdıklarımı gözden geçirirken. Yazılarımda Adı Geçenler baÅŸlığı altında bir dizin oluÅŸturursam bu tarz soruların da tümüne anlamlı bir yanıt bulacağımı düşünüyorum. Alfabetik bir ÅŸekilde blog sayfamda bu dizini yayınlayacağım ve her yazdığım yazıda adı geçenleri de listeye ekleyeceÄŸim.

6aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

14:51:00 2 , ,

5 AÄŸustos 2015
Çarşamba

Bir süredir iyi bir okuma ve yazma hızı yakaladım. Zaten okudukça yazan biriyim ben. Her okuduÄŸum kitap bana deÄŸiÅŸik fikirler olarak geri dönüyor. OkuduÄŸum kitaplar üzerine Okuma Günlüğü, Okuma Defteri ve Kitap EleÅŸtirileri yazdığım için okuduÄŸum kitaplar baÅŸlı başına birkaç yazıya esin kaynağı oluyor. Bunun yanında bazen Gece’de de okuduÄŸum kitaplardan bahsediyorum. Son zamanlarda Gece ve Okuma Günlüğü iyi bir ÅŸekilde ilerliyor. Okuma Defteri için de Enis Batur’un Dalgınlık Kursları ve Işık, KürÅŸat BaÅŸar’ın Yaz ve Ferit Edgü’nün Åžimdi Saat Kaç kitapları üzerine yazdığım yazılar hazır gibi. Son günlerde okuduÄŸum küçük İskender’in Cin Kontrol Noktası, Ahmet Say’ın Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır, Milan Kundera’nın da Gülünesi AÅŸklar kitapları üzerine Okuma Defteri için notlar alıyorum. Nâzım Hikmet’in Memleketinden İnsan Manzaraları kitabı için henüz bir ÅŸeyler yazamadım ama onu da en azından Åžiir Günlükleri’ne konuk etmeyi planlıyorum. Tabii bu projeye baÅŸlayabilirsem. Milan Kundera’nın Gülünesi AÅŸklar kitabının da Öykü Günlükleri için bir baÅŸlangıç olacağını düşünüyorum.
Yazdıklarım, yazmayı planladıklarım ve projelerim kendi ritminde ilerleyedursun henüz istediÄŸim seviyeye gelmediÄŸini düşündüğüm projelerim de canımı sıkıyor biraz. Bunların en başında da müzik geliyor. Yeterince müzik dinleyemiyorum.  Müzik dinleyemediÄŸim için yakın bir zamanda baÅŸlamayı planladığım Müzikal Günce projeme bir türlü baÅŸlayamıyorum. En azından Müzik Üzerine Notlar ÅŸeklinde bir seri-yazı planı içine girmeyi düşünüyordum ama bunu da henüz baÅŸaramadım. Belki Ahmet Say’ın Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır kitabı bu konuda bana yardımcı olur.
Eylül’e Mektuplar, İzlek ve İçebakan projelerim için hâlihazırda yayınlanmayı bekleyen parçalar mevcut. Üzerlerinde biraz çalışıp son hallerini verince yayınlanacak seviyeye geleceklerdir.
Not Defteri istediÄŸim düzeyde deÄŸil bu aralar. Eskiden her gün Not Defteri’me notlar alırdım. Åžimdi tek tük notlar çıkıyor ortaya. Bunları ve eski defterlerde kalan notları bir araya getirip yayınlayabilirim ama yine de Not Defteri’ndeki o eski düzeyi özlemiyor deÄŸilim. Ki zaten eski yazdığım Not Defteri parçalarına bakınca da gayet güzel ÅŸeylerin ortaya çıkmış olduÄŸunu görüyorum. İşte o düzeye tekrar getirebilirsem Not Defteri’ni gayet memnun olacağım. Bir de eski defterlerde kalmış olan bir projem vardı: Not Defteri’nden GeçmiÅŸe Bakmak. Bu projeyi de hayata geçirip, geçmiÅŸte yaÅŸanan bazı ÅŸeylerin bugün aynı ÅŸekilde yaÅŸandığını gözler önüne sermeliyim.
Projeler üzerine daha detaylı ÅŸeyler de yazmak geliyor içimden ama bunlar için de bir proje geliÅŸecek gibi duruyor. Ya da İçebakan’a bir altbaÅŸlık eklenebilir.
Ama her şeyden önemli olan bol bol okumak ve bunu sonucunda yazıya daha fazla zaman ayırabilmek.

5aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

13:14:00 , ,

4 AÄŸustos 2015
Salı

Ne zaman trenleri çaÄŸrıştıran bir ÅŸeyle karşılaÅŸsam veya tren görsem aklıma çocukluÄŸum gelir. Daha doÄŸrusu çocukluÄŸumun geçtiÄŸi sokak gelir. En son İz Tv’de izlediÄŸim Rüya Trenle Kara Kıta’ya ve Maharaca Ekspresiyle Hindistan adlı iki belgesel nedeniyle yaÅŸamıştım bu hissi. Åžimdi de Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları adlı ÅŸiir kitabını okurken aynı hissi yaşıyorum ve çocukluÄŸuma dönüyorum.
Bilenler biler zamanında İzmir’de ÇiÄŸli-Basmane arasında günlük ulaşımı banliyö sistemi saÄŸlardı. Åžimdi İzban olan bu güzergâhın Åžemikler ile Nergiz arasında Yalı adlı bir istasyonu vardı. İşte benim çocukluÄŸum bu Yalı istasyonunun bulunduÄŸu sokakta geçti. Burası sadece bir istasyon deÄŸildi aynı zamanda bir semtin de merkeziydi. Birçok farklı esnafın iÅŸ kapısıydı bu bölge. Bir yanda pazaryeri bir yanda Åžemikler Meydanı…
Her sabah güne tren sesiyle baÅŸlardık. İnsanlar iÅŸlerine, okullarına, gitmek istedikleri yerlere bu bölgede daha çok trenler sayesinde giderlerdi. YeÅŸil lokomotiflerin çektiÄŸi ÅŸehiriçi trenler dışında günde birkaç kez geçen kırmızı lokomotifli ÅŸehirlerarası trenler ve yük trenleri de bir farklılık katardı. Bizim troleybüs dediÄŸimiz günde iki defa geçen beyaz renkli, ÅŸimdinin metrolarına benzeyen trenler de çocuk halimizle bizleri heyecanlandırırdı. O zamanlar toplu taşıma kartları yoktu. Bilet alıp öyle binilirdi trenlere. Ya da paso kullanılırdı. Her istasyondan sonra tren içinde kondüktörler dolaşır ve biletleri zımba benzeri bir aletle delerlerdi. Bu biletin görüldüğü anlamına gelirdi. Ve benim için en önemli tren çaÄŸrışımı da İzmir Fuarı’ydı. Çünkü çocukluÄŸum boyunca fuara hep trenle gittim. Yalı istasyonundan biner Basmane’ye kadar tüm istasyon isimlerini ezberlemeye çalışır ve Basmane’ye gelince hedefe ulaÅŸmış olmanın büyük hazzını yaÅŸardım. Bir de trenler gelmeden önce kapanan tantanların sesini duymak bambaÅŸka bir duyguydu.
Åžimdi o bölge tamamen deÄŸiÅŸti. ÇocukluÄŸumun o güzel anıları da birer birer kayboldu. Ama bir gün o semti yazmak istiyorum. “Gül Güzeli” yazımda kısaca deÄŸinmiÅŸtim ama İçebakan için uzun uzun trenleri ve Yalı Mahallesi’ni yazmalıyım.

4aÄŸustos’15gecesi edirne


Tuna BAÅžAR

13:52:00 , ,

3 AÄŸustos 2015
Pazartesi

Birkaç gündür KürÅŸat BaÅŸar’ın Yaz adlı romanındaki Murat karakterinin amcasının yaÅŸam ÅŸekline takılmış durumdayım. Aslında uzunca bir süredir benim de istediÄŸim bir yaÅŸam ÅŸeklini sürüyor olması beni etkileyen en önemli faktör. Kendini bir odaya kapatmış ve vaktinin çoÄŸunu okumakla geçiriyor. Uyumak, yemek yemek, dinlenmek gibi zorunlu ihtiyaçları ve kitap satın almak için odasından dışarı çıkıyor. Ben de kendime bu ÅŸekilde bir oda yapmaya çalışıyorum uzunca bir süredir. Ama bir kitap odasından ziyade vaktimin çoÄŸunu geçirebileceÄŸim bir odaya ihtiyacım var. Tabii ki çalışma koÅŸullarım buna müsaade etmiyor, fakat ilerde bu hayalimi gerçekleÅŸtirmeyi planlıyorum.
Bir de Enis Batur’un Kitap Eviadlı romanını okuyunca bu tarz bir düşünceye kapılmıştım. Büyük bahçeli bir eve sahip olacaksın ve bahçede kendine ait bir kitap evi inÅŸa edeceksin. Bilindik mimari kalıplardan uzak, okumaya elveriÅŸli, kitaplara ulaşım kolaylığına sahip bir kitap evi…
Yaklaşık on bin kitaplık bir kütüphane üzerinden bu kitap evini veya okuma odasını planlayabilirim. Dünya ve Türk edebiyatının en seçkin örnekleri, felsefe, tarih, mitoloji, sanat, din, bilim kitapları, ansiklopediler, baÅŸvuru kaynakları… Kısacası bugüne kadar yazılmış en önemli kitaplardan oluÅŸan on bin kitaplık bir seçki… Aslında bu konuyla ilgili de uzunca bir süre önce baÅŸladığım fakat istediÄŸim gibi tamamlayamadığım için henüz yayınlamadığım “İyi bir kitaplık nasıl olmalıdır?” baÅŸlıklı bir yazım da bana iyi bir yol gösterici olacaktır.
Hem bu yazıyı tamamlayıp yayınlamalıyım, hem de ilerde kurmayı planladığım kitap evi/okuma odası konusunda daha ciddi adımlar atmalıyım.

3aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

19:00:00 , ,

2 AÄŸustos 2015
Pazar

Şöyle geriye dönüp baktığımda ne kadar da çok projeyi hayata geçiremediğimi üzülerek görüyorum. Oysa birçok fikir aklıma geliyor ama önemli olan bu fikirlerin bir süreklilik arz edebilmesi. Zaten o nedenle projelerimle ilgili kullandığım başlık Penguen Kolu/Kanadı değil mi? Hayata geçerse ne âlâ ama geçemezse de penguenin o kolla kanat arası uzvu gibi kalıyor.
En son ürettiÄŸim projeye hâlâ isim bulamadım. Aklıma bir fikir kırıntısı düşüren ÅŸeyleri yazmak istiyorum. Aslında bunun için Kıvılcımlar baÅŸlığı uygun gibi geliyor ama henüz bu projeyi Karalama Defteri’nden keskin hatlarla ayırmayı baÅŸaramadığım için bu projeyi hayata geçiremiyorum. Tıpkı zamanında Alıştırmalar-Kısa Metinler ayrımında hata yaptığım gibi. Aslında Alıştırmalar genel hatlarıyla ÅŸiir üzerine yol aldı. Ama arada bir tane öykü-düzyazı metin de kendine alıştırmalar içinde yer buldu. Aslında o metin daha çok Kısa Metinler’e yakışırdı.
Bunlar bile bir baÅŸka hayata geçiremediÄŸim projeyi gündeme getiriyor: Ukde. Bu arada kaldığım ayrımlar da birer ukde olarak yerini alıyor. Ukde konusunda aslında çok fazla yazılacak ÅŸey var. Bir baÅŸlayabilsem Ukde’ye devamı gelecektir.
Ama beni en çok üzen hayata geçiremediğim projelerin başında Çizilemeyen Portreler geliyor. Aslında Enis Batur, Ferit Edgüve Selçuk Altun üzerine birer portre denemesine girişmiştim ama devamını getiremediğim için bu proje de henüz hayata geçmedi.
Son zamanlara gelişen projelerden Öğrendiklerim, Dergiler, Bakış Açısı, Düşsel Müze ve Bir Kitabın İzleği başlıklı projelerim yakında hayat geçecek gibi görünüyor.
Bir de ÇaÄŸrışımlar adlı bir projem vardı. Onunla ilgili de bayağı yazmıştım. Hayatımdaki önemli çaÄŸrışımları kaleme alacaktım. Yazarlar, kiÅŸiler, kitaplar, tarihler ve mekânlar gibi…
Eski yazdığım Penguen Kolu/Kanadı yazılarının içinde kalan da birçok proje var beni bekleyen. Bakalım önümüzdeki günler bu projeleri hayata geçirmeme imkân tanıyacak mı?

2aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:26:00 , ,

1 AÄŸustos 2015
Cumartesi

Herhangi bir sanat eseriyle ilgilenirken, kitap okurken, film izlerken, bir resmi incelerken veyahut müzik dinlerken, bunlar üzerine yazı yazmam gerektiğine dair bir düşünceye kapılırsam, bu sanat eserlerinden umduğum kadar keyif alamamaya başlıyorum. Kendi kendime bunlar üzerine yazmalıyım telkininde bulunduğumu fark edince aslında o sanat eserine başka bir gözle bakmaya başladığımı hissediyorum. Eleştirel bir gözle bakarken bambaşka sanat eserlerine, bambaşka sanatçılara gidiyor zihnim. Bir yandan o sanat eseriyle vakit geçirdiğimi düşünürken zihnimde yazmaya başladığım yazı nedeniyle aslında o sanat eserine yeterince yoğunlaşamıyorum. Bu da bende hem büyük bir ukde yaratıyor hem de büyük bir eksikliğe sebep oluyor. Sadece kitap okumak için kitap okumak istiyorum mesela. Veya sadece kendi zevkim için bir resme, heykele bakmak istiyorum. Tabii ki sanat eserleri üzerine yazmanın da keyfi bir başka oluyor. Bir sanat eserini başka kişilere önermek ve yazdığım yazı nedeniyle bu sanat eserlerine kişileri yönlendirmek de çok önemli benim için. Ama her zaman bu düşünceyle sanata yaklaşmak beni biraz yoruyor. Bazen sadece kendim için, kimseyle paylaşmadan sanata yaklaşmam gerektiğini hissediyorum.
Bu düşünce nedeniyle bir süredir pek bir şey yazmıyordum. Sadece kendim için sanatla ilgileniyordum. Ama yavaş yavaş yeniden yazı masama dönmem gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yazmadan geçen zaman sonunda yeni fikirler düştü zihnime. Yeni projeler hayata geçmeyi beklemeye başladı. Sadece sanat eserleri üzerine değil, başka konular da yazılmayı bekliyor. Aslında yazmaya eylül ayında geri dönmeyi planlıyordum. Yaz mevsimini tamamen okumaya, izlemeye, dinlemeye ayıracaktım, ama yine de yazma dürtüsü beni rahatsız etmeye başladı. Dediğim gibi yazma isteği çöreklenince yaptığım diğer işlerden yeterince keyif alamıyorum. O nedenle bu ayı bir geçiş dönemi olarak değerlendireceğim. Yine okumaya daha fazla zaman ayıracağım ama eylül ayındaki yazma ritmime daha hızlı kavuşabilmem için de bu ayı bir alıştırma ayı olarak değerlendireceğim.

1aÄŸustos’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

13:43:00 , ,

1 Mayıs 2015
Cuma

Son zamanlarda bilim beni kendine daha fazla çekmeye başladı. Özellikle Cosmos: Bir Uzay Serüveni adlı belgeseli izlediğim günden beri birçok bilgiye büyük bir merakla ve açlıkla ulaşmaya çalışıyorum. Büyük patlamadan itibaren yaşananları, geliştirilen teorileri ve bunlara yönelik bilimsel açıklamaları yakından takip etmeye çalışıyorum. Mesela son zamanlarda izlediğim bir belgeselde tartışılan uzayın sonsuz olmadığı fikri ve bu düşünceden yola çıkarak ortaya atılan futbol topu teorisi ilgimi fazlasıyla çekti. Büyük patlama öncesinde ne olduğu da son günlerde kafama fazlasıyla takılmaya başladı. Bilim bir yandan merak dürtüsünü uyandırırken bir yandan da açıklanamayan şeyler nedeniyle de insanı ürpertebiliyor.
Bunun yanında canlılar dünyası da ilgimi çeker oldu son günlerde. Evrim teorisi ve günümüzde yaÅŸayan canlı çeÅŸitliliÄŸi gerçekten ilgi çekici. Daha önce hiç bilmediÄŸim bazı hayvanlardan haberdar olmak da fazlasıyla ÅŸaÅŸkınlık veriyor. Mesela en az 15 farklı deniz canlısını taklit edebilen Mimik Ahtapotu ya da inanılmaz bir göz yapısına sahip olan Mantis Karidesi…
Bilime daha fazla zaman ayırmam gerekiyor. Daha fazla bilimsel makale okuyup, belgeseller izlemeliyim. Kafamda oluşan soru işaretlerini bir nebze olsun ortadan kaldırmalıyım. Gece beni bilime yönlendiriyor.

1mayıs’15gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:57:00 , ,

1 Kasım 2014
Cumartesi

Bir süredir istediğim okuma ve yazma ritminin çok uzağındaydım. Bugün bu ritmi istediğim düzeye getirmeyi başardım. Bunun sonucu olarak da yazmaya başladım.
Ayfer Tunç’un çok uzun zamandır tekrar okumak istediÄŸim Aziz Bey Hadisesi adlı öykü kitabına baÅŸladım. Kitaba ismini veren uzun öyküyü de bir seferde okudum. Ayfer Tunç öyküleri beni her zaman derinden etkilemeyi baÅŸarmıştır. Bu kitabı bitirdikten sonra Ayfer Tunç öyküleri üzerine bir yazı da kaleme alacağım.
Uzun zamandır okumak istediÄŸim bir diÄŸer kitap da J. M. Coetzee’nin Utanç’ıydı. Nobel Edebiyat Ödülü’ne deÄŸer görülen Coetzee aynı zamanda bu kitabıyla Man Booker Ödülünü de almış. Profesör David Lurie’nin öğrencisiyle yaÅŸadığı aÅŸkın sonucunda başına gelenleri odağına alan kitap bir yandan da Güney Afrika insanını ve yaÅŸam biçimini de okur önüne getiriyor.
Olmazsa olmazım olan ÅŸiire de yeterince vakit ayırdım bugün. Özdemir Asaf’ın Yalnızlık Paylaşılmaz adlı kitabındaki etkileyici ÅŸiirler de bana eÅŸlik ettiler gün boyu. Bu kitap uzunca bir süre önce Adam Yayınları tarafından basılmıştı. Åžimdi YKY toplu ÅŸiirlerden ayrı olarak tekrar yayınlamış. Bu kitaptan sonra Özdemir Asaf’ın yine YKY tarafından basılan seçme ÅŸiirleri Dokuza Kadar On ve toplu ÅŸiirleri Çiçek Senfonisi’ni de okumayı planlıyorum.
Eylül’e Mektuplar projem için de bir mektup yazdım. Türk sinemasının 100. yılı ve Garip ÅŸairlerinin 100. yaşına deÄŸindim bu mektupta. Biraz düzeltip yakında yayınlayacağım.

1kasım’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

11:57:00 , ,

22 Eylül 2014
Pazartesi

Bu yıl Türk sinemasının 100. yılı. Ben de bu vesileyle Türk sineması üzerine detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum. Fuat Uzkınay’ın Ayestefanos’ta Rus Abidesinin Yıkılışı adlı belgeseliyle baÅŸlayan Türk sinema tarihi bazı önemli dönüm noktalarından sonra belli bir seviyeye geldi. Uluslararası ilk ödülü kazanan Metin Erksan’ın Susuz Yaz’ı, Yılmaz Güney ve Åžerif Gören’in Yol’u, Erden Kıral’ın Hakkâri’de Bir Mevsim’i ve Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak’ı bu önemli yol ayrımlarında ilk dikkati çeken filmler. Son 10 yıl içinde birçok uluslararası ödül kazanan Türk filmlerinin sonuncuları ise yine Nuri Bilge Ceylan imzalı Kış Uykusu ve Kaan Müjdeci’nin Sivas filmleri. Türk sinemasının önemli filmlerini ve yönetmenlerini belirleyip yazı planımı buna göre ÅŸekillendireceÄŸim. Tabii bu konuda bana yol gösterici en önemli kaynak da Atilla Dorsay’ın 100 Yılın 100 Türk Filmi adlı kitabı olacak.
Türk sinemasına büyük yol kat ettiren yönetmenlerin başında bana göre Muhsin ErtuÄŸrul geliyor. Emekleme dönemindeki Türk sinemasına büyük bir ivme kazandırmış, tiyatro için verdiÄŸi emeÄŸi sinema için de eksik etmemiÅŸtir. Muhsin ErtuÄŸrul üzerine detaylı bir araÅŸtırma yapmalıyım. Adını saydığım yönetmenlerden Metin Erksan, Yılmaz Güney, Åžerif Gören, Erden Kıralve Nuri Bilge Ceylan dışında Atıf Yılmaz, Ömer Lütfi Akad, Halit RefiÄŸ, Ertem EÄŸilmez, Memduh Ün,  Yavuz Turgul, Ali Özgentürk, Ömer Kavur,  Zeki Demirkubuz, YeÅŸim UstaoÄŸlu, Reha Erdem, DerviÅŸ Zaim ve ÇaÄŸan Irmakgibi yönetmenleri de anmadan olmaz.
BelirlediÄŸim filmleri artarda izledikten sonra belki bir de Benim Türk Sinema’m gibi bir baÅŸlıkla daha öznel bir yazı da yazabilirim.

yirmi2eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

13:36:00 , ,

15 Eylül 2014
Pazartesi

Bir süredir okuma ve yazma ritmimde bozulma oldu. İstediÄŸim düzeyde okuyamadığım gibi yeterli diyebileceÄŸim bir yazma hızından da uzaklaÅŸtım. Bunda en büyük etken iÅŸ hayatımda yoÄŸun bir döneme girmiÅŸ olmam. Aslında zihnimde bir sürü düşünce dönüp duruyor, fakat bunları kâğıda dökmekte zorlanıyorum. Özellikle okuma yan yolları açan kitaplar üzerine yazmayı planladığı bir deneme var. Bu deneme için birkaç farklı taslak oluÅŸturdum zihnimde. Bu düşünce bana son zamanlarda okuduÄŸum iki kitap nedeniyle geldi. Daha önce de adını andığım Yeraltına Mektuplar kitabındaki her bir mektup beni farklı yazarlara ve kitaplara taşıyor. Özellikle Anita Sezgener’in Vüs’at O. Bener’e yazdığı mektup nedeniyle Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’nı yeniden elime alma ihtiyacı hissettim. küçük İskender’in Bir Delinin Ot Defteriadlı deneme kitabındaki bir yazı nedeniyle de Orhan Veli’nin ÅŸiirlerine yöneldim. Okuma yan yolları açan kitaplar çoÄŸunlukla deneme kitapları oluyor benim için. Enis Batur bu konuda en çok okuma yan yolu açan yazarların başında geliyor. Kendisinin de bu konudaki okur profili için kullandığı “sokulgan okur” tabiri dikkatimi çekmiÅŸti. Son okuduÄŸum kitaplardan biri olan Ferit Edgü’nün Tüm Ders Notları da birçok farklı yazara, ÅŸaire, düşünüre, ressama yönlendirmesi açısından oldukça önemli. Selçuk Altun’un hem Kitap İçin’lerini hem de romanlarını bu kategoride ilk sıraya almakta bir sakınca görmüyorum. Yönlendirmelerini takip eden okurların iyi bir okur mertebesine yükseleceÄŸinden hiç şüphe yok. Aslında okuma yan yolları açan önemli bir etken de öneri listeleri bana kalırsa. İyi kitaplara ulaÅŸmak için öneri listelerini de önemsiyorum.
Bu konu hakkında daha detaylı bir düşünme sürecinin ardından bir deneme yazacağım. Tabii bu arada okuma ve yazma ritmime tekrar kavuşmam gerekiyor.

on5eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:28:00 , ,

9 Eylül 2014
Salı

Bugün İzmir’in kurtuluÅŸunun 92. yıldönümüydü. Uzun bir süredir İzmir’imden uzaktayım. Birkaç ayda bir 2-3 günlüğüne gidebildiÄŸim İzmir’e yabancılaÅŸmaya baÅŸladığımı hissediyorum. Ne İzmir’in kurtuluÅŸunu İzmir’de kutlayabiliyorum yıllardır, ne de İzmir’in güzelliklerine tanık olabiliyorum. İzmir Enternasyonel Fuarı’na ve İzmir Kitap Fuarı’na da çok uzun zamandır katılamıyorum. Her gittiÄŸimde ÅŸehirde ciddi deÄŸiÅŸiklikler olduÄŸunu fark edebiliyorum sadece. Günün birinde İzmir’de yaÅŸama hayali kurmaktan baÅŸka da bir ÅŸey gelmiyor ÅŸuan elimden.
Yakın zamanda baÅŸlamayı düşündüğüm “İzmir Üzerine Notlar” baÅŸlıklı projem dolayısıyla daha fazla İzmir’de zaman geçirmem gerekiyor. İzmir’in her yerini bir kez daha detaylı bir ÅŸekilde gezmem, fotoÄŸraf çekmem, İzmir üzerine yazılan kitapları okumam, ÅŸehrin tarihine odaklanmam ve bunlar doÄŸrultusunda notlar almam lazım.
Bir süre önce yazdığım İzmir’in Kültür Sanat İzleÄŸi baÅŸlıklı yazı tamamlanmak üzere, fakat bu yazıyı daha da geniÅŸleterek yeniden yazmayı planlıyorum. İzmir’de sanatın ulaÅŸtığı her noktayı yeniden görmeliyim. Sinemalara, tiyatrolara, sergi salonlarına, müzelere, konser alanlarına, sanat merkezlerine gitmeliyim. İzmir’deki tüm heykelleri fotoÄŸraflamalıyım. İzmir’in sanat konusundaki eksiklerini de belirlemeliyim. İzmir’de sanata daha fazla önem verilmesi için projeler üretmeliyim.
Bundan sonraki süreçte İzmir’de daha fazla bulunmanın yollarını aramalıyım. Bu projeler için iyi bir altyapı oluÅŸturmam gerekiyor.

9eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

13:10:00 , ,

8 Eylül 2014
Pazartesi

Bir sanat televizyonunun eksikliÄŸini hissediyorum. Yüzlerce TV kanalının yer aldığı dijital platformlarda bile doyurucu bir sanat temalı kanal eksikliÄŸi göze batıyor. Elbette pek kimsenin bu eksikliÄŸi önemsediÄŸi yok. Çünkü halk sanata her zaman mesafeli duruyor. Ama belli bir ücret karşılığında yayın yapan Digitürk ve D-Smart gibi yayın platformlarının bu konuda bir kanal açmamış olmaları da biraz düşündürücü. Sinema üzerine onlarca kanal yayın yapıyor. Sanatsal sinema için de kanallar mevcut ama 7. Sanata bu kadar önem veren yayıncılar sanatın diÄŸer dallarına duyarsız kalmayı tercih ediyorlar. Birkaç kanalın yayın akışına serpiÅŸtirdiÄŸi sanata yönelik yayınlar da bir açığı kapatmaktan uzaklar. Bu konuda biraz olsun İz TV biz sanatseverlere yönelik yayınlar da yapıyor ama bu bile yeterli deÄŸil benim için. Edebiyat baÅŸta olmak üzere resim, müzik, tiyatro, heykel, opera ve bale konusunda yeterli yayın bulamıyoruz. Aslında haftada 40 saatlik sanat yayını yapan bir televizyon kanalı tüm ihtiyacı giderecektir. Yazar, ÅŸair, ressam, müzisyen ve tiyatrocuların hayatına odaklanan yayınlar, klasik sinemanın baÅŸyapıtları, önemli tiyatro oyunları, opera ve baleler, kitap tanıtımları, söyleÅŸiler, dünyanın önemli müzeleri hakkında bilgi verici yayınlar, güncel sanat olayları, ÅŸiir okumaları gibi içerikleri izleyiciye sunacak bir TV kanalı benim için bulunmaz bir nimet olurdu. Tabii sesimi duyacak ve bu konuda adım atacak bir kiÅŸi olur mu, bilemiyorum. Bana böyle bir yetki verseler ilk iÅŸ olarak Enis Batur’la bu konuda fikir alışveriÅŸinde bulunurdum. Onun da bu konuda ciddi düşünceleri olduÄŸunu biliyorum. Bu konuya yakın olarak yazdığı “Faydasız Kilisenin Papazı: Televizyon” baÅŸlıklı yazısı hâlâ aklımda.

8eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

11:27:00 , ,

7 Eylül 2014
Pazar

Son yıllarda kendimi en çok tiyatro konusunda eksik hissediyorum. YaÅŸadığım ÅŸehirlerde olabildiÄŸince az tiyatro oyunu sahneleniyor. BüyükÅŸehirlere de ya yolum düşmüyor, ya da yolum düştüğünde de tiyatro bileti bulamıyorum. En son ne zaman bir tiyatro oyunu seyrettiÄŸimi bile nerdeyse hatırlamıyorum. Sanırım en son İzmir Devlet Tiyatrosu’nun sahneye koyduÄŸu Satıcının Ölümü adlı oyunu izlemiÅŸtim. Tahminen 2 yıl önceydi. Bunca zamandır bir tiyatro oyununa gidememiÅŸ olmak gerçekten büyük bir üzüntü kaynağı. Åžimdi İstanbul’a yakın bir mesafede yaÅŸamaya baÅŸlamışken bu eksikliÄŸimi gidermem gerekiyor. En azından ayda bir oyun için İstanbul’un yolunu tutmalıyım. Sadece Devlet ve Åžehir tiyatrolarının deÄŸil özel tiyatroların da oyunlarına gidebilirim.
Aslında benim gibi tiyatroya gitmek isteyip de bulunduÄŸu ÅŸehirler nedeniyle gidemeyenler için bir alternatif yaratılabilir diye düşünüyorum. İnternet üzerinden canlı tiyatro oyunu izleyebiliriz. Sahneyi tam karşıdan gören bir yere bir kamera konsa, internet üzerinden bilet satılsa ve oyun baÅŸladığı anda canlı olarak izleyebilsek ne kadar da güzel olurdu. Tabii ki oyunlar tiyatro salonunda izlendiÄŸi müddetçe daha etkileyicidir, fakat her oyuna hem yer bulmak çok zor oluyor hem de dediÄŸim gibi yaÅŸanılan ÅŸehir buna izin vermiyor. Ama ben en azından bu sezon için en az 10 oyun izleme planı yapıyorum. Tüm ÅŸartlarımı zorlayacağım ve İstanbul’a sırf tiyatro için gideceÄŸim.

7eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

13:21:00 , ,

6 Eylül 2014
Cumartesi

Uzun zamandır öykü üzerine yoÄŸunlaÅŸmayı düşünüyordum, fakat bir türlü yeterli vakti bulup da öykü yazmaya koyulamıyordum. Aslında aklımda birkaç farklı öykü düşüncesi var. Bir de bir roman projem için zihnimde plan yapıyorum. Bu roman biraz da öyküden beslenecek bir ÅŸekilde yazma sürecine girecektir. Çünkü birkaç farklı karakterin öykülerini yazıp bunları bir olay çerçevesinde bir araya getirerek yazacağım romanımı. Olayı odaÄŸa alıp her bir kiÅŸinin öyküsünü kâğıda dökeceÄŸim. Tabii bunu planlamak kolay da yazmaya baÅŸlamak olabildiÄŸince cesaret istiyor. Gerçi yazmaya baÅŸlayınca kendi yatağında akacaktır bu proje. Ferit Edgü’nün bir sözü son günlerde zihnimde yankılanıyor: “Roman da öykü de 400 m koÅŸusu gibidir, fakat roman 400 m engelli.” Roman yazmak birçok engeli de beraberinde getirecektir. Öncelikle yeterince zaman ayırmak gerekiyor romana. Her yazılan cümle üzerinde detaylı düşünmek ve tüm yazdıklarını bir bütün haline getirebilmek… İyi bir üslup yakalamak, aynı yazma ritmi içinde kurguyu okura iyi bir ÅŸekilde aktarabilmek gerekiyor. Roman yazmak sanıldığı kadar kolay bir iÅŸ deÄŸil bence. Bir kere yeni bir ÅŸeyler söylemek lazım. Farklı bir atmosferin içine sokmak lazım okuru. Bir okuma lezzeti sunabilmek gerekiyor. Aslında bu proje kendimi sınamak için büyük bir ÅŸans benim için. Sonuçta ortaya bir roman çıkmasa da yaratacağım karakterler benim bundan sonraki yazma serüvenimde büyük bir yol gösterici olacaklar bana. Her bir karakter üzerinden bir öykü ortaya çıkacak. Bir de uzun bir süre önce planladığım “İnsan Manzaraları” projemi besleyecek bu roman projesi. Buradan çıkan karakterler en kötü ihtimalle İnsan Manzaraları’nda kendine bir yer bulacaktır. Bir an önce bu proje için çalışmaya baÅŸlamalıyım.

6eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:43:00 , ,

5 Eylül 2014
Cuma

Günlükler konusunda bazı eleÅŸtiriler geliyor. Özellikle de yazan kiÅŸinin hayatını ortaya döktüğüne yönelik gelen eleÅŸtirilere anlam veremiyorum. Bir sürü büyük yazarın günlükleri yayınlanmıştır. Dostoyevski’den Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Sylvia Plath’a, Salâh Birsel’den Tomris Uyar’a, Cemal Süreya’dan Enis Batur’a, Andre Gide’dan Cesare Pavese’ye, Nurullah Ataç’tan OÄŸuz Atay’a kadar birçok büyük yazarın günlükleri kitap halinde basılmıştır. Günlüğün de bir edebi tür olduÄŸunu unutmamız gerekiyor bence. Elbette bir yazarın günlüğü sadece kiÅŸisel yaÅŸamından oluÅŸmayacaktır. Yazdığı kitaplar, zihninden geçen düşünceler, baÅŸka yazarlar/ÅŸairler hakkındaki fikirleri, diÄŸer sanat dallarıyla olan iliÅŸkileri üzerinden de ÅŸekillenecektir. Bu nedenle her biri birer deneme özelliÄŸi de taşıyan günlükler okur üzerinde büyük etki bırakacaktır. Üstelik sadece yazarın kiÅŸisel yaÅŸamını ortaya döken günlükler de bence büyük önem taşımaktadır. Bir yazarın sadece yazdıkları deÄŸil yaÅŸadıkları da okurlarını ilgilendirir diye düşünüyorum.
Ben ilk defa günlük türüyle Süreyya Berfe sayesinde tanıştım. Yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılında kitap-lıkdergisinde İskele AkÅŸamlığı baÅŸlığıyla günlüklerini yayınlıyordu. Daha sonra Varlık’ta Gültekin Emre’nin Åžiir Günlüğü ilgimi çekmiÅŸti. Hâlâ da Åžiir Günlüğü’nü büyük bir keyifle okurum. Naim Dilmener’in Müzikal Günce’si de her ay takip ettiÄŸim günlüklerden biridir.
Ama beni günlük türüne en çok çeken baÅŸta Enis Batur, Cemal Süreya ve Salâh Birsel’in günlükleri olmuÅŸtur. Bu saydığım yazarların günlüklerini okuduktan sonra ben de yazdığım günlükler içinden seçtiklerimi yayınlamaya baÅŸladım. Yayınladığım günlüklerin çoÄŸu da kültür-sanat üzerine, özellikle de edebiyat üzerine düşüncelerimden oluÅŸmaktadır.
Günlük türünü yakından takip eden okurların yayınlanan günlüklere yaklaşımı daha olumlu olacağını düşünüyorum.

5eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

15:22:00 , ,

3 Eylül 2014
Çarşamba

Son zamanlarda yeterince ÅŸiir üzerine yoÄŸunlaÅŸamadığımın farkındayım. Eskiden her gün elime kalemi alıp ÅŸiir alıştırmaları yapardım. O alıştırmalardan bir sürü yayınlanacak ÅŸiir çıkmıştı. Fakat bir süredir bu ÅŸekilde ÅŸiire odaklanamıyorum. Sadece ÅŸiir yazamamak deÄŸil aynı zamanda ÅŸiir üzerine düşünemiyor olmaktan dolayı da mutsuz hissediyorum kendimi. Åžiir Düşü’ne de yeterince eÄŸilemediÄŸimi görüyorum. Bir ara ÅŸiir üzerine notlar almıştım. Bunları yayınlanacak düzeye getirmiÅŸtim ama bu notları unutmuÅŸ olduÄŸumu fark ettim bu gece. O notları da bulup daha fazla ÅŸiire ağırlık vermeliyim.
Eski alıştırmalarım üzerinden bu işe girişebilirim diye düşünüyorum. Hatta onların içinde yayınlanacak düzeyde şiirler de mevcut. Bu sayede şiir yeniden hayatımda istediğim konuma gelecektir.
Bir de Şiir Günlükleri projeme artık başlamalıyım. Bu sayede daha fazla beni tetikleyici etken oluşacaktır. Her gün şiir üzerine günlük yazma düşüncesi beni şiir okumaya ve bu sayede de şiir yazmaya daha fazla itecektir. Şiir üzerine yazılan kitaplar ve yıllıklar da bu konuda bana fazlasıyla yardımcı olacaktır. Hem şiir kitaplarını, hem şiir üzerine yazılan kitapları, hem de yıllıkları bir araya getirip kendime bir şiir kitaplığı da kurmalıyım. Sonra da şiire daha fazla zaman ayırmalıyım.

3eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

16:47:00 , ,

2 Eylül 2014
Salı

Uzun zamandır hayalini kurduÄŸum Düşsel Müze’m için mutlaka bilinmesi gereken resimleri belirlemeye çalışıyorum. En sevdiÄŸim ressamları belirlemekle baÅŸladım iÅŸe. Kim peki bu ressamlar: Leonardo da Vinci, Pablo Picasso, Vasily Kandisky, Paul Klee, Salvador Dali, Monet, Gustav Klimt, Válezquez, Miro, Van Gogh, Boticelli, Chagall, Delaunay, Füssli, Matisse, Manet, Henri de Toulouse-Lautrec, Goya, Van Eyck, Munch, Rembrandt, Edgar Degas, John William Waterhouse, Vermeer, Paul Cézanne, Delacroix gibi yabancı ressamlarla Cihat Burak, Burhan Uygur, Ömer Uluç, Abidin Dino, Fatma Tülin, Mübin Orhan, Adnan Varınca, Devrim Erbil, Nurullah Berk, İbrahim Çallı, Nuri İyem, Bedri Rahmi EyüboÄŸlu gibi Türk ressamlardan oluÅŸuyor bu liste. Åžimdi bir çırpıda aklıma gelenleri sıraladım. Listeyi daha da geniÅŸleteceÄŸim. Zaten bu ressamların en beÄŸendiÄŸim resimlerini Resim Defteri’nde de yayınlıyordum. Daha kapsamlı bir resim seçkisi oluÅŸturacağım ve bu resimleri müzelerde görmek için çabalayacağım. Ama Ferit Edgü’den ödünç aldığım Düşsel Müze fikri için de en beÄŸendiÄŸim resimlerin reprodüksiyonlarını yaptıracağım ve bu Düşsel Müze’min duvarlarına asacağım. Aynı zamanda da bu belirlediÄŸim resimler üzerine resim yazılarına baÅŸlayacağım. Resim yazıları projesi de bir süredir gündemimde fakat Mutlaka Bilinmesi Gereken Resimler listemi henüz oluÅŸturamadığım için bu projeyi hayata geçiremedim. Resim üzerine daha fazla yoÄŸunlaÅŸmam gerektiÄŸinin farkındayım. Bakalım önümüzdeki süreç bu konuda beni memnun edebilecek mi?

2eylül’14gecesi edirne

Tuna BAÅžAR

Tuna BAÅžAR

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/-D5kOteDnoJw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABGE/655dNdgH4u8/s120-c/photo.jpg} 1985 yılında doğdum. İzmir Karşıyakalı'yım. 2004 yılının son çeyreğiyle birlikte başladığım yazı serüvenime Gece Edebiyat adlı blog sayfamda devam ediyorum. Yazılarım ve şiirlerim Ada (Samsun),Aykırı Sanat, Berfin Bahar, BH Sanat, Çalı, Genç Hayat, İzmir İzmir, Kaçak Yayın, Kar, Koridor, Kum, Kuşak, Kül Öykü, Lacivert Sanat, Mor Taka, Onaltıkırkbeş, Sunak, Taflan, Varlık, Virgül gibi dergilerde yayınlandı. {facebook#http://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#http://www.twitter.com/tunabasar35} {google#http://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#http://www.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#http://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#http://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.