Articles by "Not Defteri"

Adam Yayınları Aforizma Ahmet Altan Ahmet Say Aklımda Kalanlar Alberto Giacometti Alejandro González Iñárritu Alıntı Alıntıladıklarım Alıştırmalar Altın Koza Film Festivali Anatole France Antoloji Aspendos Opera ve Bale Festivali Ataol Behramoğlu Ayfer Tunç Bilgi Yayınevi Birhan Keskin Boticelli Can Yayınları Candan Erçetin Cemal Süreya Çağan Irmak Değinmeler Deneme Dergi Diego Velázquez Dinlediklerim Düşbükeyler Edebiyat Edgar Degas Edward Munch Eleştiri Elias Canetti Enis Batur Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Erzurum Eylül'e Mektuplar F. Scott Fitzgerald Fazıl Hüsnü Dağlarca Felsefe Ferit Edgü Film Galeri Gece Gece Edebiyat Gezi Giorgione Goya Gustav Klimt Gülten Akın Gündemdekiler Günler Günlük Günlükler Günün Şarkısı Halikarnas Balıkçısı Hayat Notları Heykel Hilmi Yavuz İçebakan İdil Biret İstanbul Bienali İstanbul Modern İzlediklerim İzlek İzmir Sanat Jan van Eyck Jean Auguste Dominique Ingres Johannes Vermeer John William Waterhouse Karalama Defteri Kırıntılar Kısa Metinler Kitap Kitap Eleştirileri küçük İskender Kürşat Başar Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi Malraux Marc Chagall Marguerite Duras Matisse Mektup Memet Fuat Metis Yayınları Mırıldandıklarım Michelangelo Milan Kundera Murathan Mungan Mühür Dergisi Müzik Nâzım Hikmet Not Defteri Notos Nuri Bilge Ceylan Oğuz Atay Okuduklarım Okuma Defteri Okuma Günlüğü Okuma Şenliği Önerdiklerim Öneri Öykü Özlü Söz Paul Klee Penguen Kolu/Kanadı Picasso Plan Proje Refik Durbaş Rembrandt Resim Resim Defteri Roman Rota Sabancı Müzesi Salâh Birsel Sanat Sayıklamalar Seçtiklerim Sel Yayıncılık Selçuk Altun Seyir Defteri Sezen Aksu Sıla Sinema Söyleşi Sözcükler Sözünü Sakınmadan Stefan Zweig Şiir Şiir Düşü Şiirler Tiyatro Tomris Uyar Van Gogh Varlık Dergisi Venedik Film Festivali Venüs Veysel Çolak Videolar Viktor Hugo Yaşar Kemal Yazı Masası Yazılar YKY Yön Yayınları Zeki Demirkubuz
Not Defteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16:17:00 2

Enis Batur, her zaman dile getirdiğim gibi, benim en çok okuduğum yazarlardan biridir. Yazdıkları, düşündükleri, planladıkları ve yazma hızı bende büyük hayranlık uyandırır. Her zaman, sıkı bir okuru olarak, onun hızına yetişemediğim için dert yanarım ama daha da fazla yazmasını istemeden de duramam. O yazacak ki bizim ufkumuz daha da genişleyecek.
Ben daha Siyah Sert Berlin’i, Davalı’yı, Ziyaretler Kitabı’nı okuyamadan Bu Kalem Unkudî ve Dalgınlık Kursları çıkmış bile. Yakın zaman içinde de A Capella, Yanık Dîvan, Basit Bir Es, Oktay Rifat’a DoÄŸru ve Çengelli İğneyle adlı kitapları yayınlanacakmış. Anlaşılan yoÄŸun bir Enis Batur okuma dönemi daha bekliyor bizi.


• İş Bankası Kültür Yayınları da son zamanlarda sanat kitapları konusunda ataÄŸa geçti. Özellikle 500 Görsel EÅŸliÄŸinde üstbaÅŸlığı altında yayınladıkları Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rembrandt, Michelangelo ve Cézannekitapları bir açığı kapatacaktır. Serinin devamının geleceÄŸini de tahmin ediyorum. Bu tarz kitaplar her zaman ilgimi fazlasıyla çekmiÅŸtir. Ayrıca Beethoven kitabı da ilgimi çekmiÅŸti. DiÄŸer müzisyenler için de bu tür kitaplar yayınlarlarsa çok iyi olacaktır.


• Bir süredir Digitürk üzerinden yayın yapan İz Tv’yi yakından takip etmeye baÅŸladım. Belgesel ve gezi kanalı olarak yayını sürdüren İz TV, sanat ve edebiyat üzerine yaptığı yayınlarla dikkatimi çekti. Özellikle II. Yeni üzerine yaptığı yayınlar ve ÅŸairlerin hayatına odaklanan programları bir açığı kapatmaya baÅŸladı. Yaptığı programlarla bambaÅŸka diyarlara gidip hiç tanımadığımız insanların yaÅŸamlarını yakından görebildiÄŸimiz gibi bazen de İstanbul sokaklarında gezdiriyor bizi İz Tv. Bazen bir trenle Afrika içlerine girerken, bazen de Avrupa’nın önemli kentlerinde fotoÄŸraf çekerken buluyoruz kendimizi. Yakın tarihimize odaklanıyor bazen, bazen de sinema üzerine yayınladığı belgesellerle ufkumuzu geniÅŸletiyor. Ayrıca program aralarında Resim Defteri programıyla birçok resmi de hatırlatıyor bizlere. Kanal kurucusu CoÅŸkun Aral’ı canı gönülden kutlamamız gerekiyor.


• Geçenlerde günlükler üzerine biraz kafa yorunca büyük yazarların günlüklerini yeniden okuma isteÄŸim arttı. Bu konu üzerine bir okuma listesi oluÅŸturdum bile. Elimin altında sürekli bir günlük olacak ÅŸekilde okumaya baÅŸlayacağım. Okumayı planladığım günlükler şöyle:

-          Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü I-II, YKY
-          Cesare Pavese, YaÅŸama UÄŸraşı, Can Yay.
-          Cemal Süreya, Günler, YKY
-          Tomris Uyar, Gündökümü I-II, YKY
-          Kafka, Günlükler, Cem Yay.
-          Ece Ayhan, Başıbozuk Günceler, YKY
-          Virginia Woolf, Bir Yazarın Günlüğü, İş Bankası Kültür Yay.
-          Sylvia Plath, Günlükler, Kırmızı Kedi Yay.
-          Memet Fuat, Ölünceye Kadar 1-2, Adam Yay.
-          Küçük İskender, Cangüncem, GendaÅŸ Kültür

Tuna BAÅžAR

14:35:00

Vincent Van Gogh

Ayçiçekleri, Patates Yiyenler, BuÄŸday Tarlası ve Kargalar…
Her gün sayfalar dolusu yazı yazarmış.
KardeÅŸi Theo’ya yazdığı mektuplar
Hugo, Dickens, Shakespeare okurmuÅŸ.
Londra’ya gidiyor ve kendini orda buluyor ve rahiplik mesleÄŸinden uzaklaşıyor.
Bir dönem Paris’te kalıyor
Ressam arkadaşı Paul Gauguin

Ressamların, sanatçıların, edebiyatçıların dostları…

Mavi Kadife (Blue Velvet) isimli David Lynch’in yönettiÄŸi filmde, filmin başında kesik bir kulak bulan oyuncu… Burada Van Gogh göndermesi mi var?

Van Gogh’ta mavi kullanımı…

Teoman’ın sesinden “O Yaz”

• Etrafında gerçek dostları olanlar, yalancı dostlardan kendini arındırmayı baÅŸaranlar, zaman ve para gibi maddi kayıplar yaÅŸamazlar. Gerçek dostları olanlar, genelde kısa süreli depresyon ve can sıkıntıları yaÅŸayıp, dostları sayesinde bunların da üstesinden gelirler.


Christopher Nolan’ın “Memento” filmi…

• AÅŸk özlemle ilgilidir.
Beklemeyi becerememektir aÅŸk… Aceleci olmaktır.
Aşk, özlemin yağında kavrulup, beklemeye bırakıldığı sürece güzeldir.


Selim İleri’nin “Cehennem Kraliçesi” adlı kitabından:
“Yalnızlık: herkes için geçerli tek yaÅŸama biçimi.”
“Güzel erkekler özverisizdir. Bütün güzel insanlar özverisizdir.”
“Dostluk bir aldanıştan ibarettir. Kimse karşısındakini anlayamaz.”
“Resim yapabilmek için aÄŸlamaya ihtiyaç vardı. Resim, aÅŸk gibi, tutku gibi iç fırtınaları gereksinir.”
“İnsan sevmeyi unuttuÄŸu yerlerde her ÅŸeyi çorak görür.”
“Cehennem baÅŸka nedir ki, insanın sevmediÄŸi bir kiÅŸiye yenik düşmesinden, sevmeyerek hâlâ ona baÄŸlı kalmasından baÅŸka nedir ki cehennem!”
“Hayat: ölümün görülebilir yüzü.”
“YaÅŸanılanlar kâğıda aktarılınca etkisini yitiriyordu. Sözcüğü sözcüğüne de kâğıda geçirse, durum deÄŸiÅŸmeyecek, yazınsallık belirmeyerek o inanılmaz içsel titreÅŸim, acı, ÅŸiire yansımayacaktı. YaÅŸam karşısında yenik düşüyordu ÅŸiir.”
“ÇaÄŸrılmamak, bütün yalnız insanların, yalnız olmayanlarca belirlenmiÅŸ deÄŸiÅŸmez yazgısıdır.”
“Yalnızlık da bir aÅŸk olur. Yanıt vermesini bilen tek aÅŸk.”


Charlie Chaplin’in “Büyük Dikatatör” filmi… Özellikle yer küre ÅŸeklindeki balonla oynayan diktatörün elinde balonun patladığı sahne…


Tutunamayanlar’ın önsözünde Enis Batur’un bahsettiÄŸi kitaplar, dergiler:
- Joyce’un “Finnegans Wake”i
- Saatlari Ayarlama Enstitüsü
- Perçemli Sokak
- Vüs’at O. Bener’in “YaÅŸamasız”ı
- Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti”si
- Üvercinka
- İshak
- Panayır
- Aylak Adam
- AvcıoÄŸlu ve Soysal’ın “Yön” dergisi
- Mehmet Fuat’ın “Yeni Dergi”si
- Cemal Süreya’nın “Papirüs”ü
- Mısırkalyoniğne
- Bakışsız Bir Kedi Kara
- Hallaç
- Troya’da Ölüm Vardı
- Susuz Yaz
- Yılanların Öcü
- Cemo

Tutunamayanlar’da Selim Işık not almış:

“Çok iyi bilinmesi gereken Filozof ve Edebiyatçılar
Soren Kierkegaard
Oswald Spengler
Franz Kafka
Friedrich Nietzsche

• Dünyanın en büyük ahlaksızları kendi ahlaksızlıklarını ahlak olarak etraflarındaki insanlara empoze etmeye çalışanlardır.

• yeniden… bütün insanlardan beklentilerimi ortadan kaldırmaya çalışıyorum. bütün beklentilerimi sanatın karşılamasını istiyorum ya da sanattan hâlâ çok büyük bir beklentim var.

Tuna BAÅžAR

22:30:00
• Sanatı halka indirmek için ucuz ya da bedava etkinlikler düzenliyorlar. Gerçek birer sanatsever olanlar da sanatın ne olduÄŸunu bilmeyen bir sürü insan da geliyor böyle etkinliklere. Sanata, sanatçıya, estetiÄŸe deÄŸer vermeyen kiÅŸiler, kendini sanatın kollarına bırakmak için gelen kiÅŸilerin de motivasyonunu bozarak sanatın deÄŸerinin anlaşılamamasına sebep oluyorlar.
O nedenle sanatsal etkinlik biletleri bazı insanların gelmesini engelleyecek bir fiyat düzeyinde olmalı ki sanata ve sanatçıya değer verildiği anlaşılsın.

• Güne Fazıl Say’ın “Nâzım Hikmet Oratoryosunu” dinleyerek baÅŸlamak. Genco Erkal ve Zuhal Olcay’ın sesinden Nâzım’ı hissetmek…


• Le Figaro, Fazıl Say için yazmış: “O sadece dâhi bir piyanist deÄŸil, şüphesiz ki 21. yüzyılın en büyük sanatçılarından biri olacaktır.

• Demokrasinin ne demek olduÄŸunu bilmeyenler için kısaca…
100 kişinin olduğu bir yerde 99 kişi aynı şeyi düşünüyor ve sadece 1 kişi diğerlerinden farklı düşünceye sahipse, demokrasi bu 1 kişinin hiç kimseden korkmadan düşüncesini dile getirmesi anlamına gelir. 99 kişi, o 1 kişinin düşüncesini dile getirmesini güvence altına almalıdır. Yoksa demokrasiden bahsedilemez.
Cumhuriyet ise bir yönetim şeklidir. Halk demokrasinin verdiği düşünceyi özgürce ifade etme hakkını, kendini yönetecek kişileri seçmek için, oy yoluyla, kullanır. En çok oy alan kişi ya da parti o toplumu yönetme hakkına sahip olur.
Ne yazık ki bizim ülkemizde bu iki kavram sürekli olarak karıştırılıyor.

• Dünya’da İncil’den sonra en çok satan kitap Karl Marx’ın “Kapital” adlı eseriymiÅŸ.


• Karl Marx kendini Honore de Balzac’ın “Gizli BaÅŸyapıt” adlı kitabının kahramanı Frenhofer’e benzetiyormuÅŸ.

• 1963 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık bulunan Jean Paul Sartre, ödülü reddeden tek yazardır.

• UnutulmuÅŸ aÅŸkların külleri savruluyor günlerime. Hatıralar birbirine giriyor. İçimde büyük bir sıkıntı oluÅŸturup öyle uzaklaşıyorlar benden. Bir fotoÄŸraf karesi, hiç tanımadığım bir insanın gözündeki ifade, ÅŸarkılar, ÅŸiirler ve tabii ki ÅŸu anda yaÅŸadığım karşılıksız aÅŸkın büyüklüğü…
Her yaşadığım aşktan geriye bir sürü acı kalmış. Ya da her aşk acıtmış aslında zayıf yüreğimi.
Åžimdi yinelenme zamanı…
İçimdeki sıkıntı bunun göstergesi.


Jan van Eyck’in “Kırmızı Türbanlı Adam” portresi…

• Åžiirle ilgilenen insanların, özellikle de ÅŸiir yazmaya çalışan insanların, çok iyi edebiyat ve ÅŸiir bilgisinin yanında, felsefeden müziÄŸe, resimden mitolojiye, sosyolojiden sinemaya, psikolojiden tarihe kadar çok geniÅŸ bir ilgi alanına sahip olması gerekir.

Melih Cevdet Anday’ın yazdığı “Mikado’nun Çöpleri” adlı tiyatro oyunu…

• Bir kere okuduktan sonra baÅŸucu kitabım haline gelen ve ne zaman ruhumu beslemek istesem açıp okuduÄŸum kitaplar vardır. Hiçbir koÅŸul bu kitaplardan vazgeçmeme sebep olamaz.

OÄŸuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı ve Korkuyu Beklerken”i,
Selim İleri’nin “Cehennem Kraliçesi” ve “Her Gece Bodrum”u
KürÅŸat BaÅŸar’ın “AÅŸkı Bulmanın ve Korumanın Yolları
küçük İskender’in “Eflatun Sufleler”i
Arthur Rimbaud’un “Bütün Åžiirleri
Nâzım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları
Ahmet Altan’ın “Geceyarısı Åžarkıları
Orhan Pamuk’un “Öteki Renkler”i
Ferit Edgü’nün “Tüm Ders Notları” ve “O/ Hakkâri’de Bir Mevsim”i
Ahmed Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim”i
Murathan Mungan’ın “Yaz Geçer”i
Attilâ İlhan’ın “Ben Sana Mecburum”u
Ayfer Tunç’un “TaÅŸ-Kâğıt-Makas”ı
Selçuk Altun’un “Kitap İçin”i
Enis Batur’un “BaÅŸkalaşımlar”ı

…bunlardan bazıları.

• Antik Yunan dönemi Anadolu topraklarında da yaÅŸanmıştır ve felsefenin, edebiyatın ve tiyatronun temellerinin atılmasında bu toprakların da payı vardır. Biz niçin bu toprakların deÄŸerini fark edip Homeros’u, felsefenin tohumlarını atanları, Antik Yunan tiyatrosunu kendi kültürümüze katmaya çalışmıyoruz?

• “Kadından ÅŸair olmaz, kadının zaten kendisi ÅŸiirdir.” (Adonis)

• İki insanın birbirine verdiÄŸi deÄŸer bir bütün olarak deÄŸerlendirilmelidir. Bir tarafın verdiÄŸi deÄŸer, diÄŸer tarafı dengelemelidir.
Bir kişiye ne kadar çok değer verirsen, o kişinin sana verdiği değer o oranda azalır. Ya da bir kişinin sana verdiği değer ne kadar azsa, bu senin daha fazla değer vermene sebep olur ki bu da insanı çok yorar.

• Fransız yazar ve eleÅŸtirmen Anatole FrancesöylemiÅŸ:
Eğer 50 milyon kişi aptalca bir şey söylüyorsa, o hâlâ aptalca bir şeydir!

Kürşat BaşarBaşucumda Müzik

• BaÅŸucumda Müzik’te akordeon çalan adamın söylediÄŸi ÅŸarkıda “her ÅŸey silindi ve artık yalnız sen varsın” cümlesi geçiyor.
Şarkının devamı şöyle:

“senden ayrı olduÄŸum bir tek an yok,
çok uzaklarda olsan bile
seni taşıyor her şey
kokular, sesler, sesleniÅŸler,
ne zamandır görmüyor gözlerim,
unuttum tanıdığım ne varsa,
bir tek senin yüzün,
çok uzaklarda olsan bile…”

• Ne zaman tiyatroya gitsem içimde “tek kiÅŸilik ÅŸehir” belirir.

Enis Batur’un “Kütüphane: Bir BaÅŸka-Labirent Öyküsü” adlı kitabından…
Tarihteki önemli kitap kayıpları:
- İÖ 747 yılında Babilonya kralı kendisi ve ailesini konu edinmeyen bütün kitapları imha ettirmiş.
- İÖ 213’te Çi-Hoang-Ti, imparatorluk sınırları içindeki bütün kitapları, tıp ve arkeoloji alanlarındakini ayırarak nehirlere döktürmüş.
- Paulos, 54 yılında Efes Kütüphanesine büyük zarar veriyor ve doğu dinlerine ve paganlara ait kitapları ortadan kaldırıyor.
- 476’daki Bizans yangınında 120 bin yazma kül oluyor.
- Araplar 640’da Acem yazmalarını; MoÄŸollar, XI-XII. yy arası, Kahire ve BaÄŸdat’ta birkaç milyon yazmayı yok ediyorlar.
- Bunların dışında İskenderiye ve Saraybosna kütüphanelerinin yanması sebebiyle kaybedilen kitaplar var.

Daha önce yazdığım bir cümleyi tekrarlamakta yarar görüyorum:
Bir kitap kurdu için sunulacak en güzel cennet, insanlık tarihi boyunca yazılan bütün kitapların yer aldığı dev bir kütüphanedir herhalde.

Tuna BAÅžAR

18:38:00
• Niçin İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyük bir ÅŸehre dünya sanatının en önemli resimlerinin birebir örneklerinin yer aldığı bir sanat müzesi kurulmuyor ki?
Dünyanın mutlaka görülmesi gereken 200 resmi sanat eleÅŸtirmenleri tarafından belirlense ve bu 200 resmin birebir kopyası yapılıp Türkiye’de sürekli olarak sergilense güzel olmaz mı?

• Dünya resminin en önemli eserleri arasında Türkiye’de sergilenen bir resim niçin yok?
  

• Sel Yayıncılık güzel kitaplar yayınlıyor. Özellikle de bazı edebiyatçıların külliyatlarına yönelmesi Türk Edebiyatı açısından çok önemli bence.
Salâh Birsel’in birçok kitabını piyasada bulamıyoruz. Sel Yayıncılık Salâh Birsel kitaplarını ard arda yayınlamaya baÅŸladı. Daha önce Salâh Bey Tarihi’ni yayınlamışlardı. Son zamanlarda da Binbir Gece Denemeleri’nden KurutulmuÅŸ Felsefe Bahçesi’yle Åžiir ve Cinayet, romanı Dört Köşeli Üçgen, günlüğü Nezleli Karga yayınlandı. Son olarak da Paf ve Puf. Umarım bu hız devam eder ve Salâh Birsel’in tüm kitapları bu sayede yayınlanmış olur. Enis Batur’un bile yayıncılık hayatı sırasında yapamadığı için piÅŸmanlık yaÅŸadığı Salâh Birsel külliyatını yayınlama iÅŸi bu sayede bir yayınevi tarafından gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olur.


• 2014 yılının ilk güzel haberleri geldi. İhsan Oktay Anar’ın Galiz Kahraman ve Ayfer Tunç’un Dünya AÄŸrısıadlı romanları yakında okurla buluÅŸacakmış.


• Nobel Edebiyat Ödülü’nü Alice Munro’ya vermeleri bana yeni bir yazarı tanıma fırsatı doÄŸurdu. Kısa öyküleriyle dünya üzerinde büyük bir hayran kitlesine sahip olan Munro’ya bazı eleÅŸtirmenler “Kadın Çehov” veya “Kanadalı Çehov” benzetmesi yapıyormuÅŸ.
Yazarın yakın zaman önce Roza Hakmen çevirisiyle Can Yayınları’ndan “Nefret, ArkadaÅŸlık, Flört, AÅŸk, Evlilik” adlı bir öykü kitabı yayınlandı.
Can Yayınları’nı tebrik etmek gerekiyor. Hem bu kitabı yayınlamaları, ki Nobel Edebiyat Ödülü öncesinde yayınlama kararı alındığı belli, hem de Munro’nun daha önce Bazı Kadınlar ve Çocuklar Kalıyor adlı kitaplarını yayınladıkları için. Hem de öyküye verdikleri katkılar nedeniyle.
Can Yayınları’nın yayınladıkları ve yakında yayınlamayı planladıkları yazarları detaylı bir ÅŸekilde inceleyip henüz okumadığım bazı yazarlara ulaÅŸabilirim sanırım.


• Yine, yeniden eski bir projeye yoÄŸunlaÅŸma vakti geldi sanırım: Bugüne kadar Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış her yazarın en önemli kitabını okuyup üzerinde detaylı bir yazı yazma projesi… Bugüne kadar Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazarların, birkaç yazar hariç, hepsinin önemli yazarlar olduÄŸunu düşündüğüme göre bu projenin hem kitaplığıma hem de bana büyük katkıları olacaktır. Alice Munro’yla baÅŸlayıp sondan baÅŸa doÄŸru gitmenin faydası olacaktır.


• Can Yayınları Thomas Mann'in Doktor Faustus'unu da bastı. Tekrarlamakta fayda var:  Güzel kitaplar basıyor Can Yayınları. Kutlamak lazım. Eskiden en favori yayınevim YKY'ydi. Son zamanlarda Can Yayınları bir numaraya yükseldi. İletiÅŸim, Sel, Ayrıntı da güzel kitaplar basıyor.

James Joyce’un Finnegan’s Wake’ini de yakın zamanda raflarda görmeyi umut ediyorum. Nevzat Erkmen bu kitabı çeviriyor bildiÄŸim kadarıyla.

• Günün birinde dünya üzerindeki bütün gerçekleri öğrenme ÅŸansına sahip olabilecek miyiz acaba? Bugüne kadar yaÅŸanmış bütün olayları tam anlamıyla öğrenebilecek miyiz? Bunun için ya zaman makinasını icat edip geçmiÅŸe yolculuk etme ÅŸansımız olacak, ya da yaratıcı güç günün birinde bize tüm olayları öğrenme ÅŸansı verecek.

Tuna BAÅžAR

17:23:00

• ABD Ulusal Film EleÅŸtirmenleri TopluluÄŸu 2012 yılının en iyi filmi olarak Michael Haneke’nin AÅŸk’ını seçmiÅŸler. Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen film Oscar Ödülleri’nde de En İyi Yabancı Film Ödülünü alacak gibi görünüyor.
Henüz filmi izlemeye fırsatım olmadı ama Haneke sinemasının en önemli duraklarından biri izlenimi yarattı film bende şimdiden.
Filmi izledikten sonra Seyir Defteri’me film hakkında bir yazı yazmaya çalışacağım.

• Bazı ödüller benim seçimlerimde önemli yer tutar. Ödüllerin her zaman çok önemli eserlere verilmediÄŸini bilsem de yaptıkları seçimlerle her zaman önemli eserlere ödüller veren jüriler vardır. Bunların en başında da Cannes Film Festivali jürileri gelir. Bugüne kadar Cannes’da büyük ödülü kazanan filmler benim de büyük beÄŸenimi kazanmış filmlerdir. O nedenle her zaman Altın Palmiye Ödülleri’ni önemserim ve genelde film tercihlerimde bu ödülü kazanmış filmler öncelikli olarak yer alır.
Berlin ve Venedik Film Festivalleri de yer yer önemli filmleri ve yönetmenleri belirlemede etkili olmaktadır.

• İzlenmesi gereken filmler her geçen artıyor. En kısa zamanda izlemeyi planladığım filmler şöyle:

-          Michael Haneke’nin yönettiÄŸi AÅŸk (Amour)
-          Joe Wright’ın yönettiÄŸi Anna Karenina
-          Özcan Alper’in yönettiÄŸi Gelecek Uzun Sürer
-          Emir Alper’in yönettiÄŸi Tepenin Ardı
-          Serkan Acar’ın yönettiÄŸi AÅŸk ve Devrim


 • Yapıtlarıyla hiçbir ödüle katılmayan Leylâ Erbil, son yıllarda kabul ettiÄŸi Füsun Akatlı Saygı Ödülüve Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nden sonra ÅŸimdi de PEN 2013 Öykü Ödülü’ne deÄŸer bulundu. 14 Åžubat Dünya Öykü Günü’nde Leylâ Erbil’in hazırladığı bildiri sunuldu. Bu vesileyle yeniden Leylâ Erbil edebiyatının gündeme gelmesi sevindirici bir geliÅŸme benim açımdan.

Leylâ Erbil’in son romanı Kalan’ı bir an önce okumalıyım ve özellikle Gecede’ye yeniden dönmeliyim.

Cemal Süreya’nın AÅŸkÅŸiirinden:

            Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
            İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

• Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre insan beynini en fazla geliÅŸtiren 10 roman şöyleymiÅŸ:

1.      Johann von GoetheGenç Werther’in Acıları
2.      Jane AustenAÅŸk ve Gurur
3.      Nathaniel HawthorneKırmızı Leke
4.      Gustave FlaubertMadam Bovary
5.      George EliotMiddlemarch
6.      Leo TolstoyAnna Karenina
7.      Virginia WoolfBayan Dalloway
8.      Toni MorrisonSevgili
9.      J. M. CoetzeeUtanç
10.  Muhsin HamidGönülsüz Köktendinci

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın BeÅŸ Åžehir kitabının Erzurum bölümünü okuduktan sonra daha önce Karalama Defteri’ne Erzurum baÅŸlığıyla yazdığım yazıyı tamamlayıp İzlek’te yayınlamalıyım.


Jorge Luis Borges’in Atlasisimli kitabını okurken aklıma takılmıştı. Dünyanın birçok farklı ÅŸehrini gezip oraları yazan bir yazar için en güzel isim Atlas’tır herhalde. Ben de bir kitapta Atlas ismi geçiyorsa istemsiz olarak o kitaba odaklananlardanım. İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’ndan kaynaklanıyor bu durum sanırım. Bugüne kadar duyduÄŸum en güzel kitap isimlerinden biri çünkü Puslu Kıtalar Atlası. Cevat Çapan’ın da dünya edebiyatından yaptığı ÅŸiir çevirilerini Åžiir Atlası ismiyle kitaplaÅŸtırması da çok hoÅŸtu.

Tuna BAÅžAR

21:21:00 2
• Son zamanlarda kaçırdığım için en fazla üzüntü duyduÄŸum sanat etkinliÄŸi İstanbul Modern’in bahçesinde gerçekleÅŸtirilen “Sözünü Sakınmadan” söyleÅŸileri. Enis Batur, küçük İskender, Murathan Mungan, Ayfer Tunç, Füruzan ve Latife Tekin gibi önemli edebiyatçılarla yapılan söyleÅŸileri canlı dinlemek isterdim. Åžimdi de bu söyleÅŸilerin konuÄŸu Selim İleri’ymiÅŸ. İstanbul’da olup en azından bu söyleÅŸiye katılmak isterdim. Böyle bir fırsatım olmasa da bu söyleÅŸilerin videolarının Sabit Fikir’de yer aldığını görmek beni çok sevindirdi. Bir an önce bu videoları izlemeliyim.


• Bir de NTV’nin sitesinden N5 ve Çalışma Odam videolarını izlemeyi çok seviyorum.
N5’te yazarlar, müzisyenler, sinemacılar kendileri açısından önemli olan 5 ÅŸeyi anlatıyorlar. Çalışma Odam’da ise Fazıl Say’dan Yekta Kopan’a, Pınar Kür’den Mehmet Güleryüz’e birçok sanatçının çalışma odasına konuk oluyoruz.


Enis Batur’un “Paris, ecekent” kitabını çok uzun zamandır arıyordum. YKY’deki baskısı tükendikten sonra yeni baskısı hiçbir yayınevinden çıkmamıştı yıllardır. Ne kitabevlerinde ne de sahaflarda rasgeldim bu kitaba. Bir kere İzmir’deki bir kitabevinde gelen okurların okuması, sayfalarını karıştırması için bir masanın üzerine karşılaÅŸtım kitapla. Kitabevi sahibiyle konuÅŸup “bu kitabı uzun zamandır arıyorum, eÄŸer satarsanız almak istiyorum!” dememe raÄŸmen kitabı bana satmamıştı. Tam kitabı ancak İstanbul’daki sahaflarda bulabilirim diye düşünmeye baÅŸlamışken Remzi Kitabevi’nden çıkan yeni baskısıyla karşılaÅŸtım. Yıllardır hasret çektiÄŸim bir dostuma kavuÅŸmuÅŸ gibi mutlu oldum. Kitabı hemen edinip okumaya baÅŸladım. Kitap eÅŸliÄŸinde Paris’i gezmeyi planlayarak…


• Yıllar önce Kim Ki-Duk’un Yay filmini bir sinemada tek başıma izlemiÅŸtim. Bir daha hayatım boyunca bir filmi bir sinema salonunda yalnız izlemem, diye düşünürken bu düşüncemin yanlış olduÄŸunu yaÅŸayarak fark ettim. Yalnız başıma bir sinemada izlediÄŸim filmler arasına RaÅŸit Çelikezer’in Can’ı da katıldı.

• İzmir’de en sevdiÄŸim yerlerden biri İzmir Sanat’tır. İzmir’e her yolum düştüğünde mutlaka uÄŸrarım İzmir Sanat’a. Ya bir resim sergisi denk gelir, ya bir konser, ya da bir tiyatro oyunu… Bazen de sinema günlerine denk gelirim. İzmir Sanat’ın bahçesinin ve bahçede yer alan kafenin de ayrı bir yeri vardır benim için. Nâzım Hikmetheykelinin ışığında kısmi bir doÄŸal ortam vardır o bahçede. AÄŸaçlar, rengârenk çiçekler, sevimli köpekler ve kediler, kuÅŸ sesleri… Özellikle İzmir Sanat Kafe’de oturup kitap okumayı çok severim. Günün her vakti sessiz ve sakin bir yerdir ve kitap okuyup yazı yazmak için ideal yerlerden biridir.

• Hayatımın birçok döneminde “aitsizlik” hissine kapıldığım oldu. Özellikle son on yıldır yaÅŸadığım her ÅŸehre ait olmadığımı hissedip durdum. Ne kadar alışmış olsam da, ne kadar sevmiÅŸ olsam da hiçbir zaman hiçbir ÅŸehre İzmir’de yaÅŸadığım aitlik hissini taşıyamadım. Benim bugüne kadar aitsizlik hissini tek yaÅŸamadığım ÅŸehir İzmir’dir.


• Son dönem Türk sinemasında en favori aktör adayım Nejat İşler’dir. Her filmini sırf o oynuyor diye izlerim ama her rolü Nejat İşler’e yakıştıramıyorum. Benim için en iyi Nejat İşler rolleri ÅŸunlardır: Behzat Ç.’deki Ercüment Çözer, Kaybedenler Kulübü’ndeki Kaan Çaydamlı, Barda’daki Selim, Mustafa Hakkında Her Åžey’deki Fikret ve Aliye’deki Dr. Deniz’dir.

Tuna BAÅžAR

00:46:00

Arkas Sanat Merkezi
• İzmir’in bir modern sanat müzesine ihtiyacı var. Son zamanlarda faaliyet gösteren Arkas Sanat Merkezi bu iÅŸlevi görmeye çalışsa da yine de çaÄŸdaÅŸ bir modern sanat müzesinin yerini tutamıyor. Son iki sergisinde önemli ressamları ağırlamış olsa da ne İstanbul Modern Sanat Müzesi, ne de Ankara Cer Sanat Müzesi’nin yerini tutacak bir seviyeye ulaÅŸacak gibi duruyor. Yine de İzmir sanat yaÅŸamına önemli bir katkı yaptığını söylemeliyiz. Fransız KonsolosluÄŸunun bir bölümünün tahsil edildiÄŸi müze İzmir’in en güzel yerlerinden birinde olmasıyla da çok önemli bir görev üstlenmiÅŸ durumda.
Ama bahsettiğim modern sanat müzesi Türk ve dünya resminin önemli temsilcilerinin resimlerinin sergilendiği, sürekli bir resim koleksiyonuna sahip olan, buna istinaden geçici sergilerin sürekli olarak sanatseverlere sunulduğu ve çeşitli sanat etkinliklerinin yapıldığı bir yer olmalı. En az 3 katlı ve geniş bir bahçeye sahip olmalı. Ve de şehrin kalabalığının dikkatini çekecek bir mevkide konuşlanmalı.
Aslında bu konuda en iyi yerin Kıbrıs Åžehitleri Caddesi olduÄŸunu düşünüyorum. Caddenin tam ortasında Alsancak Katolik Kilisesi’nin yan tarafındaki TansaÅŸ’ın bulunduÄŸu alan bu yer için en uygunu. Bu alana bir katı yer altında, iki katı da yer üstünde olacak ÅŸekilde üç katlı bir modern sanat müzesi yapılabilir. Åžehrin en kalabalık caddesinden giriÅŸi olacak ÅŸekilde, geniÅŸ bahçeli, sanatın toplumla iç içe olacağı ve sanat etkinlikleri sonrasında insanların bir arada sohbet edebilecekleri kafelerin, restoranların ve eÄŸlence merkezlerinin çok yoÄŸun olduÄŸu bu yerde açılacak bir modern sanat müzesi Kıbrıs Åžehitleri Caddesi’ne daha da modern bir görünüm katacaktır. Oradaki TansaÅŸ’ın tam olarak ne zaman açıldığını bilmiyorum, fakat ÅŸehirlerin en güzel yerlerinin kapitalizme kurban edildiÄŸinin en iyi örneklerinden biri. Tıpkı Demirören İstiklal gibi…

• İzmir Alsancak Kıbrıs Åžehitleri Caddesinde bir tiyatro, bir sinema, bir sergi salonunun olmaması sizce de garip deÄŸil mi?

İzmir’in Sanat İzleÄŸi baÅŸlıklı yazımı gözden geçirip son halini vermeliyim ve bir an önce yayınlamalıyım.


 Ãœmit Ünal’ın Nar filmini izlerken aklıma bir ÅŸey takıldı: bu film David Lynch’in Mulholland Çıkmazı’yla ne kadar çok benzerlik gösteriyor. Lezbiyen bir çift, birinin daha güçlü ve gerçekçi olması, diÄŸerinin ona olan hayranlığı, baÄŸlılığı ve onu “her ÅŸeyi” konumuna getirmesi, onun yerine geçmek istemesi, rüyalarla ve metaforlarla anlatılmaya çalışılan duygular ve filmin sonunda birbirinin yerine geçen karakterler. Filmi izledikten sonra dergilerde kalan eleÅŸtiri yazılarını okudum, fakat kimse bu benzerlikten bahsetmemiÅŸ. Bence bu iki film için “ikiz film” tanımını çok rahat kullanabiliriz.

• Nar filminin baÅŸlangıcındaki Birhan Keskin dizeleri:

            Dürtme içimdeki narı
            Üstümde beyaz gömlek var

• Bir zamanlar “Nar Tanesi: AÅŸk ve Dostluk BirlikteliÄŸi Üzerine Marazi Bir Deneme” baÅŸlıklı bir yazı üzerinde çalışıyordum. İki dostun içten içe birbirine beslediÄŸi aÅŸkı anlatmaya çalışacaktım. Ama yarım kalan o yazıya yıllardır bir türlü geri dönemedim ve son halini vermedim. Sanırım o yazıyı kaldığı yerden çıkarmanın zamanı geldi.

800 Sanatçı 800 Sanat Eseri projemi yakında hayata geçireceğim. Sanatın en önemli üç kolu olan edebiyat, resim, müzik ve 7. Sanat diye nitelenen sinema için uygulayacağım bu projeyi. Benim için önemli olan her sanatçıdan bir esere ulaşarak toplamda 800 sanat eseri hakkında detaylı bir birikime sahip olmayı amaçlıyorum bu projede.
Türk ve dünya edebiyatının en önemli 200 yazarından bir kitap okuyacak ÅŸekilde bir liste oluÅŸturdum. Bu kitapları okumaya Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz HafifliÄŸi ile baÅŸlayacağım. Sırayla her kitabı okuyup üzerine detaylı eleÅŸtiri yazıları yazmayı planlıyorum. Tabii araya farklı kitaplar da girecektir. Bu 200 Yazar 200 Kitap listesini yakında yayınlayacağım.
Henüz sinema, müzik ve resim için bu listeleri oluşturmadım, ama en kısa zamanda o seçkileri de oluşturup Türk ve dünya sanatından 800 önemli sanatçının 800 önemli eserini özümsemeye çalışacağım. Özellikle belirlediğim resimleri görmek için müze müze gezmeyi düşünüyorum.
Kitaplarla başlayacağım bu proje için bana 4-5 yıl gibi bir zaman dilimi gerekiyor, ama bu sürenin sonunda istediğim sanat birikimine sahip olacağımdan eminim.




• Aslında müzeleri Orhan Pamuk’la gezmek, kitapları Enis Batur’la seçmek, filmleri Atilla Dorsay’la izlemek ve müzikleri Ahmet Say’la dinlemek isterdim.




• Ahmet Say’ın Müzik Ansiklopedisi adlı kitabını bir an önce edinmeliyim.

Tuna BAÅžAR 

Tuna BAÅžAR

{picture#https://lh3.googleusercontent.com/-D5kOteDnoJw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAABGE/655dNdgH4u8/s120-c/photo.jpg} 1985 yılında doğdum. İzmir Karşıyakalı'yım. 2004 yılının son çeyreğiyle birlikte başladığım yazı serüvenime Gece Edebiyat adlı blog sayfamda devam ediyorum. Yazılarım ve şiirlerim Ada (Samsun),Aykırı Sanat, Berfin Bahar, BH Sanat, Çalı, Genç Hayat, İzmir İzmir, Kaçak Yayın, Kar, Koridor, Kum, Kuşak, Kül Öykü, Lacivert Sanat, Mor Taka, Onaltıkırkbeş, Sunak, Taflan, Varlık, Virgül gibi dergilerde yayınlandı. {facebook#http://www.facebook.com/tunabasar} {twitter#http://www.twitter.com/tunabasar35} {google#http://plus.google.com/+TunaBasar} {pinterest#http://www.pinterest.com/tunabasar35} {youtube#http://www.youtube.com/c/TunaBasar} {instagram#http://www.instagram.com/tunabasar35}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.